BABALARA DAİR…*

            “Baba” kavramının çağrıştırdığı başka birçok kavram vardır. “Baba” kimi zaman zihinlerde iktidarı, otoriteyi, yasayı kimi zaman da adaleti, özveriyi ve koruyuculuğu çağrıştırır. “Baba olma” anne olmadan farklı olarak içgüdüsel-biyolojik yanı pek olmayan, daha dolaylı bir belirlenimdir. “Baba olma” aslında toplumsal, tarihsel bir kurgudur, kültürel bir inşa sürecidir. Başka bir deyişle baba olma, toplumdan topluma, zamandan zamana değişen, farklı algılanabilen bir roldür.

            Günümüzde babaların rolleri hızla değişse de hala toplumsal cinsiyet rollerinin etkili olduğu ve çocuk bakımı ve eğitiminin annelerin (kadınların) işi olarak kabul edildiği görülmektedir. Çocuk gelişimi, eğitimi ile ilgili literatüre bakıldığında bu durum açıkça görülebilir. Annelerle ilgili birçok araştırma varken babalara yönelik araştırmalar son derece sınırlıdır. Oysa babaların çocuklar üzerinde ne büyük bir etkisinin olduğunu yapılan son araştırmalar göstermektedir.

            Bir bebek doğduğunda aslında bir “anne” ve bir “baba” da doğar. Bebek daha anne karnındayken başlayan ilişki, kadını ve erkeği yeni bir rolle tanıştırır ve bu rol pek çok sorumluluğu beraberinde getirir. Annenin duyguları, yapması ve yapmaması gerekenler ile bunların sonuçları, çocuğu ve anneyi nasıl etkileyeceği üzerine çok şey yazılır, çizilir, tartışılır. Anne ile ilgili yapılan araştırmalar, konuşulanlar, tartışılanlar anneyi çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda rahatlatır ve annelik etme konusunda ona destek sağlar. Ancak babaların duyguları, düşünceleri, çocuğun eğitiminde nerede oldukları, çocuklarıyla ilişkilerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği pek konuşulmaz, yazılmaz. Çünkü babalık görevi kültürle belirlenir, onun dışına pek çıkılmaz. Babalarla ilgili daha pek çok araştırma yapılmasına gereksinim vardır. Aynı zamanda toplumsal değişimlere koşut olarak yeniden kurgulanması için “baba olma”, “baba” kavramı üzerine felsefi, edebi metinlere de gereksinim vardır. Böylece babalara da “Baba olma” rolüne dair farklı kapılar açılabilir, kültürün ve toplumun var olan baskısı kırılabilir.

            Toplumsal işbölümü ve ataerkil aile yapısının etkisi ile tarihsel olarak birçok kültürde babalar çocuk bakımında ve eğitiminde aktif rol almamışlardır. Babanın rolü, şimdiye dek daha çok geleneksel kalıplar içinde kalmış, toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak baba, ailenin geçimini sağlayan, disiplin uygulayan ve zaman zaman oyun oynayan kişi rolünü üstlenmiştir. Ancak günümüzde toplumsal ve bilimsel gelişmelerin de etkisiyle aile yapılarıyla birlikte baba rolü de değişmektedir. Aile yapısında meydana gelen değişimler, doğum oranlarındaki azalma, kadının çalışma hayatında daha fazla yer alması, kadın erkek eşitliğinin benimsenmesi, psikoloji ve pedagoji bilim alanlarının çocuk eğitimi konusundaki çalışmaları toplumsal olarak baba algısını ve aile içindeki baba rolünü etkilemiştir.

            Görüldüğü gibi geçmişte çocuğa mesafeli ve katı yaklaşan baba bugün çocuğun bakımı ile ilgilenir hale gelmiştir. Önceden zamanın kültürel beklentileri, babanın sadece çalışmasına ve evin geçimini sağlamasına yönelik iken bugün bu beklenti çocuğun yaşantısına katılmaya yöneliktir. Babalık algısı ve baba rolü tarihsel süreç içinde toplumsal koşulların ve kültürün etkisi ile değişim göstermiştir.

BABA – ÇOCUK İLİŞKİSİ

            Bir çocuğun hayatında anne ve babanın rolü farklıdır. Hiçbir ebeveyn bir diğerinin rolünü taşıyamaz. Babanın çocuğun yaşamına katılması çocuğun içsel odaklı kontrol geliştirmesine, olgun ve bağımsız davranışlar geliştirmesine destek olur. Çocukların cinsel kimlik modeli ile paylaşım içinde olması onların dış dünya ile ilişkilerinde de daha güvenli olmalarını sağlar.

            Babanın çocuğun yaşamında yer almasının en önemli etkisi anne-çocuk arasında doğum öncesinde oluşan bağın bağımlılığa dönüşmesini engellemesidir (Dilerge, 2004).

            Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun gelişimini olumlu ya da olumsuz biçimde etkilemektedir. Etkin bir baba rolü çocukların zihinsel, sosyal, duygusal ve cinsel gelişiminde olumlu yönde katkıda bulunmaktadır.

Babanın, Çocuğun Zihinsel Gelişimine Etkileri

 Babanın çocuğun yaşamını etkin paylaşımı, çocuğun analitik düşünce yapısını, zekâsını, sözel becerisini ve akademik başarısını olumlu yönde etkilemektedir.

 Anne-babanın her ikisi de çocuğun gelişimini etkilemekte ancak bunu farklı yollarla yapmaktadırlar. Uzun süreli çalışmalardan alınan bulgular, çocuğun yaşamının ilk dönemlerinde babanın davranışlarının niteliğinin daha sonraki dönemde çocuğun zihinsel işlevlerini etkilediğini göstermektedir (Yavuzer, 1995) Çalışmalar, babaların annelere oranla daha çok çocuğun bağımsız davranmasını, çevreyi keşfetmesini sağlayan ve cesaretlendiren bir tutum içinde olduklarını göstermektedir.

 

Sosyal Gelişimde Babanın Etkileri

            Coltrane (1990), annenin çocuk bakımında, babanın ise çocuğun sosyalleşmesinde önemli olduğunu belirtmektedir. Babanın cinsiyet normlarına ve disipline daha çok önem vermesi onu, çocuğun toplumsallaşmasında daha önemli hâle getirmektedir. Pleck’e göre babanın ilgisi; çocuğun motivasyonu, özgüveni, sosyal beklentilere uyumunu destekler. Çocuk, kitapların yazamadığı öğretmenlerinin öğretmediği pek çok yaşam bilgisini babadan öğrenir (Yörükoğlu, 1980).

            Bağlanma – bağımsızlaşma süreci, çocuğun gelişiminde çok önemli bir süreçtir. Bebek ile baba ilişkileri konusundaki çalışmalar açıkça ortaya koymaktadır ki bebekler yaşamlarının ilk yılının ortalarında anne ve babadan her ikisiyle de bağlılık kurarlar. Bebeğin sadece anneye değil, babaya da güvenli bir şekilde bağlandığında sosyal ve duygusal olarak daha çok geliştiği bulunmuştur. Ayrıca babasına olan bağlılığın çocuğu, anneye güvensiz bağlanma durumunda oluşan zararlı sonuçlardan koruduğu ortaya çıkmıştır. Güvenle anne-babalarına bağlanan bebekler daha sosyaldir, yaşıtlarıyla ilişkilerinde daha güvenlidir, karmaşık ve kritik durumlarda daha sabırlı ve isteklidirler.

            Babanın çocuk bakımına katılması durumunda, çocuk model alacağı ve bağlanabileceği alternatif iki insana sahip olur. Sadece anne ya da baba yerine, hem anne hem de babaya bağlılık çocukta terk edilme korkusunu azaltmakta, çocuk hem kendisine hem de çevresine daha çok güven duyar hale gelmektedir.

Çocuğun Cinsel Kimlik Gelişiminde Babanın Önemi

            Okul öncesi dönemde çocuk, anne ve babasını model alarak onlarla özdeşim kurar. Kız çocuk anneyi, erkek çocuk babayı taklit ederek cinsel rollerini kazanırlar.

            Babanın katılımının, çocukların kendi cinsel kimlik rollerini benimsemelerinde etkili olduğu görülmüştür. Okul öncesi çocuklarda ve özellikle erkek çocuklarda babanın çocuğun cinsel kimliğini benimsemesinde önemli rol oynadığı kabul edilmektedir. Babanın eksikliği veya iletişimsizliği sonucu, erkek çocuğun gelişme sürecinde özdeşleşebileceği cinsel rol örneklerinin yetersizliği, dayanmaya ihtiyaç duyduğu desteklerin yokluğu, çocuğun hayata hazırlıksız ve oldukça kaygılı başlamasına neden olur.

            Erkek çocuklar anneyle biyolojik olarak birbirinin içinden geçmiş ve içgüdüsel tepkileri barındıran somut bir ilişki kurarlarken kız çocuklar babaları ile içgüdüsel değil, daha entelektüel bir ilişki kurarlar. Bu nedenle duygusal yönden daha yoğun bir bağlanma oluşur.  Bu bağlanma, gelecekte kız çocuğunun eş seçiminde temel bir etken olarak karşımıza çıkar. Kız çocuk babasının annesiyle ve diğer kadınlarla iletişimlerini gözlemleyerek kadınların erkekler tarafından nasıl algılandığı konusunda fikir edinir ve bu bağlamda ilişkilerini düzenler.

            Özdeşim mekanizması, çocuğun cinsel kimlik rolünü kazanmasında önemli bir süreçtir. Bu dönemde çocuk sosyal bir birey olmayı öğrenirken, aynı zamanda en küçük yaşantısına kadar kopya edeceği bir modele gereksinim duyar. Kişiliğin oluşumu, cinsel kimlik rolünün kazanılması için gerekli olan bu özdeşleşme, aile içindeki yakın üyelerle gerçekleştirilebilir.

Çocuğun Kişilik Gelişiminde Babanın Önemi

            Çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirebilmesi bebeklikten itibaren olumlu, tutarlı, sevgi dolu bir aile içinde serpilip gelişmesine bağlıdır. Çocuğun kişilik özellikleri ana babanın tutumunu, ana babanın tutumu ise çocuğun gelişimini etkileyerek onun kişiliğinin ve ruhsal yapısının temellerini oluşturur.

            Babası ilgilenen ve sevgi gösteren çocukların ve çocuğun düzeyine göre ve onunla yakın iletişim kuran, çocuğun bilişsel gelişimine yardımcı bir şekilde davranan ve özerkliğini destekleyen babaların çocuklarının mutlu, bağımsız, kolay ilişki kurabilen, arkadaşlarıyla ilişkileri daha iyi olan, araştırıcı, liderlik özelliklerine sahip ve daha uyumlu oldukları bulunmuştur.

            Baba yokluğunun etkileri çeşitli çalışmalarda incelenmiştir. Araştırma sonuçları baba yokluğunun çocukların davranışını doğrudan doğruya etkilemekle kalmayıp annenin çocuklarına aşırı düşkün veya aşırı koruyucu hâle gelmesini de etkilediğini göstermiştir. Tallman, Pasley ve Buehler (1993) boşanma sonrası babanın çocukla ilişkisini kesmesinin çocukta yüksek davranış problemleri ve düşük kendine saygı ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

            Görüldüğü gibi babanın çocuklar üzerindeki etkileri son derece önemlidir. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmelerinde anne babanın birlikte hareket etmeleri, birbirlerine destek vermeleri gerekir. Sonuçta ne anne ne baba tam olarak diğerinin yerini alamaz. Çocuğun yaşamında hem anne hem baba, her ikisi de yerini almalı ve çocuğun yaşantısına katılmalıdır.

            Son söz olarak, “baba olmak” da tıpkı anne olmak kadar saygıdeğer ve emek üzerine kurulmuş, onurlu bir kavramdır. Çocukların iyi bir insan, iyi eğitim görmüş, iyi yetişmiş bir birey olmasını amaç edinen, onlara sevgi dolu bir aile ortamı sunmaya çabalayan tüm babalar dünyanın en iyi babalarıdır.

*Broşürün tamamına www.ankara.tfo.k12.tr/Hakkımızda/Birimlerimiz/Rehberlik ve Psik.Danışma/ Broşürler/ Baba ve Çocuk adresinden ulaşabilirsiniz.

KAYNAKÇA

  • Ekşi, Aysel. (1990) Çocuk, Genç, Ana Babalar. Ankara.
  • Dağıstan,  Umut. (2007) Babalar ve Oğullar.
  • Dilerge, Zeynep. (2004) Babalar İşbaşına. Çocuk ve Aile Dergisi. Sayı: 76.
  • Miyasoğlu, M. (2006) Babalar ve Çocukları. Kültür-Sanat dergisi. Sayı:148.
  • Poyraz, Meryem. (2007) Babaların Babalık Rolünü Algılamalarıyla Kendi Ebeveynlerinin Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara.
  • Stewart, Michael. (1998) Baba, Çık Dışarı Oynayalım. İstanbul.
  • Tura, Saffet Murat. (1996) Freud’dan Lacan’a Psikanaliz. İkinci Basım. Ayrıntı Yay. İstanbul.
  • Yavuzer, Haluk. (1995) Çocuk Psikolojisi. İstanbul.
  • Yörükoğlu, Atalay. (1980) Çocuk Ruh Sağlığı. Ankara.
Menü